HUKUK KÖŞESİ > İSLAM HUKUKU VE AVCILIK

Kafamda deli sorular

<< < (2/5) > >>

Tuncay KAHRAMAN:
Eti yenilsin, yenilmesin yaratılışı icabı vahşî olup insandan kaçan hayvana av; böyle bir hayvanı kaçmaz hale getirip yakalamaya da "avlama" denir.

Islâm`da gerek kara ve gerekse deniz hayvanlarını avlamak mübahtır. Kur`an-ı Kerîm`de şöyle buyurulur:

"Size temiz olanlar helâl kılındı. Allah`ın size öğrettiği üzere alıştırıp yetiştirerek öğrettiğiniz avcı hayvanların sizin için tuttuklarını yiyin ve üzerine Allah`ın adını anın. " (el-Mâide, 5/4)

"Deniz avı size helâl kılındı. " (el-Mâide, 5/96) (ayrıca bk. el-Mâide, 5/1, 2, 94, 96). Ancak sadece eğlence maksadıyla avlanmak mekruhtur. Hac ve ihramdayken avlanmak haramdır.

Av hayvanlarının bir kısmının eti yenir, bir kısmınınki ise yenmez. Bunlar ya derisi, yünü ve dişleri gibi kısımlarından faydalanmak için, ya da şerlerinden korunmak için avlanırlar.

Avlanan hayvanın etinin helâl olması için birtakım şartlar vardır.

Bu şartların bir kısmı avcı, bir kısmı av hayvanı ve bir kısmı da av aletiyle ilgilidir.

1-Avcıda bulunması gereken şartlar

a-Avcı; müslüman, mümeyyiz, âkîl veya Hristiyan ve Yahudî gibi ehl-i kitaptan olmalıdır. Bunların dışındakilerin kestikleri hayvan yenmediği gibi avları da yenmez.

b-Avcı avına silâh atarken ya da onu yakalayacak hayvanı gönderirken besmele çekmelidir. Kasden besmeleyi terkederse av eti yenilmez.

c-Avcı silâhı ile vurduğu veya eğitilmiş hayvana yakalattığı avı elde etmek için başka bir şeyle meşgul olmayıp hemen harekete geçmelidir. Bazen atılan mermi ava isabet edip onu öldürmeyebilir. Bu nedenle avcının avını araması ve canlı olarak bulduğunda kesmesi gerekir. Aramayıp başka bir işle meşgul olur da sonra hayvanı ölü olarak bulursa eti yenilmez. Fakat oturup beklemeksizin ya da başka bir işle meşgul olmaksızın yaraladığı avını arayıp da ölü olarak bulursa eti yenir. (Meydanî, el-Lübab, III, 220)

d-Ava silâh atma veya avı yakalayacak hayvanı gönderme işi bizzat ehil olan avcı tarafından yapılmalı, ava ehil olmayan biri buna karısınıamalıdır. Resulullah (s.a.s.), taşla, sapanla, sopayla avlanmayı yasak etmişlerdir. Müslim`de rivayet edilen bir hadis şöyledir:

"Taş ne avlar, ne de düşmanı yaralar. Ancak o, diş kırar, göz patlatır. "

Avcı avını vurur ve fakat onu kaybederek bir müddet sonra bulur. Bununla ilgili olarak Adıy b. Hâtem (r.a.)`dan aşağıdaki hadisler rivayet edilmiştir:

"Okunu attığın zaman, suya düşmemiş olmak kaydıyla avı ölü bulursan ye... Aksi halde, suyun veya okun onu öldürdüğünü kestiremezsin. "

Eğer onda bir yırtıcı hayvan izi bulamaz ve "senin okunun onu öldürdüğüne hükmedersen ye... "

"Okunu attıktan üç gün sonra avı kokmadan bulursan ye... "

Avcılıkta dikkat edilmesi gerekli hususların başında elbette merhamet ve ihtiyaç gelmektedir. Ihtiyacı için avlanan bir müslüman merhameti elden bırakmamalı, hayvanların üreme ve yavrulama zamanlarında avlanmamalıdır. Av hayvanlarının nesillerini kurutacak, tabiatın dengesini bozacak bir avcılık, mümini vebâle sokar.

2-Av hayvanında aranan şartlar

a-Avlanan hayvan, eti yenen cinsten olmalıdır. (bk. Eti Yenen Hayvanlar)

b-Yaratılışı icabı vahşî olup evcil olmamalıdır.

c-Haşeret cinsinden olmamalıdır.

d-Deniz hayvanlarından ise balık cinsinden (tatlı veya acı su balığı) olmalıdır.

e-Hayvan av tesiri ile ölmüş olmalıdır. Avcı yaralanan avına ölmeden önce yetişirse kesmesi lâzımdır. Aksi takdirde eti yenilmez.

3-Av aleti

Av hayvanı ya eğitilmiş köpek, atmaca, doğan, şahin gibi hayvanlarla, veya ağ, tuzak kurmak gibi vasıtalarla, ya da yaralayıcı silâhla avlanır. Avlamada kullanılan hayvanlarda aşağıdaki şartların bulunması gerekir:

a-Ava salıverildiği zaman gitmelidir.

b-Av için yetiştirilmiş olmalıdır.

Köpeğin eğitilmiş olması; üç defa yakaladığı hayvanı yememesi, doğan ve şahin gibi hayvanların da çağırıldığında geri dönmeleri ile bilinir.

c-Yakaladığı hayvanın etinden yememelidir.

d-Avı boğarak öldürmemelidir. Yaraladıktan sonra başka bir tesirle ölürse eti yenmez.

e-Avlama işinde ona eğitilmemiş tilki vb. başka bir hayvan yardım etmemelidir.

Av, günümüzde genellikle silâhla yapılmaktadır. Yukarıda belirttiğimiz gibi avcı ava silâh atarken besmele çekmeli, hayvanı vurunca hemen koşup yanına varmalı, ölmemiş ise kesmelidir. Yetişmeden silâhın tesiri ile ölmüşse bir şey gerekmez, eti yenir. (Meydanî, a.g.e. III, 217 vd.)

Tuncay KAHRAMAN:
Bakınız buraya İHTİYAÇ KAVRAMI Din ölçüleri üzerinden değil, vicdan üzerinden konuluyor..

Alp BALABAN:
Bende sizler gibi düşünüyorum ama bu aralarki hasta psikolojisinden ve dış baskıdan olsa gerek hep bunları düşünüyorum.

İbrahim YILDIRIM:

--- Alıntı yapılan: Emrah AKDENİZ - 18 Nisan 2017, 18:22:11 ---İnsanın kaderi hem mutlak hem de muallak olarak 2 çeşittir. Biri asla değişmez, diğeri ise bir takım sebeplere (dua, sadaka vs) bağlıdır. İşin dini boyutu çok uzun ve derin. Yani şu olsaydı şöyle olmazdı vs gibi şeyleri düşünüp boş yere takıntı yapmamak lazım. Dünyada her şey belli bir sebebe bağlıdır. Ama eğer bir olay mutlak kaderde (levhi mahfuzda) yazılı ise, onu zaten değiştiremezsin...

Avcılıkta vicdan yapma konusuna gelince, ehli sünnete göre, müslüman bir insan, dinin kurallarına uyar günah işlemez, kanunlara uyar suç işlemez, olay bukadar basit. Av, dinen haram değil, ama ölçüler var bunlara riayet etmek şart. Devlet kanun belirlemiş, buna uygun hareket etmek de şart. Hakkını vererek yapıldığı müddetçe inşallah sorun olmaz. Diğer taraftan mesela, kahvehane alışkanlığı yok, içki kumar uyuşturucu vs kötü alışkanlık yok. En çok severek yaptığım ve kendime vakit ayırdığım bir hobi avcılık. Cevat Akşit hoca diyor ya, kötü işler yapmaktansa git avlan diye, o hesap :)
Ben de vicdani açıdan bazen rahatsız oluyorum. hayvanlara karşı merhamet hepimizde var. Ben vurduğum avların gözüne bakmıyorum mesela, bunu da bilerek yapıyorum, eğer yaralıysa hemen besmeleyle boğazlar ve çantaya atarım. Gözüne bakınca acıma hissi oluyor.
Ava giderken hatta silahı elime alırken bile besmelesiz almam, evden duasız çıkmam, ava giderken önceliğim av vurmak değildir yani kendimi o şekilde şartlandırmam. Rabbim, rızkım varsa güzel ve hayırlı avlar nasip eyle diye dua ederim.

Av etine ihtiyacımız var mı dersen yok. Ama halife olan osmanlı padişahlarının av etine ihtiyacı var mıydı ? Olaya sadece etçil açıdan bakmamak gerek. Markette her türlü tavuk eti var. Benim köyde tavuklarım var, ozaman köyde tavuk yetiştirme ihtiyacım yok ki ? boşuna o hayvanların canına kıymış oluyorum öyle mi ?
İnsan eşrefi mahlukattır. Diğer bütün canlılar insanın hizmetine verilmiştir. Ama hırs yapıp aşırıya kaçıp kendinden nefret eder hale gelmeyeceksin. Olayın özü, haddi aşmamak gerek. Gerisini çok da kafaya takmaya lüzum yok..

--- Alıntı sonu ---
Her söze aynen katılıyorum +1

Adem KARACAN:
Ben kendim 4 yıldır tefsir derslerine katılıyorum. Bu avlanma mevzusunda benim düşüncem allahın helal kıldığı bir eylemi haddi aşmayarak  bu ifade Rabbimin ortaya koyduğu ve hayatın birçok alanında mihenk diyebileceğimiz bir ayet ve yine Allah teâlâ insanlar yeryüzüne indirdiğim ayetleri yani mahlukatın yaratılış amacını görmüyorlarmı diyor. O zaman elli tane hayvanı zevk için vurup resim çektirenler vurup yemeyenler vs elbetteki bunun bir hesabı vardır. Rabbim ava rızık diyor. Keyf demiyor. O zaman keyfi yiyeceğimizden fazlasını vurup haddi aşmayacağız.

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

[*] Önceki Sayfa

There was an error while thanking
Thanking...
Tam sürüme git